11 Ekim 2017 Çarşamba, 11:09
Adnan Vardarlı
Adnan Vardarlı adnan.vardarli@gmail.com Tüm Yazılar

Sıfır ve ikinci el motosiklet alırken dikkat edilmesi gerekenler!

Sıfır ve ikinci el motosiklet alırken dikkat edilmesi gerekenler!

Sıfır motosiklet alırken dikkat edilmesi gerekenler
Normalde bir çoğunuz sıfır motosiklet aldığınızda aslında herşeyin test edilmiş ve fabrikadan öyle çıkmış olduğunu düşünürsünüz ama durum tam olarak bu şekilde değil. Bir çok motosiklet üreticisi lojistik gerekliliği ve taşıma maliyetleri açısından fabrikadan çıkan motosikletleri ya tam olarak birleştirmez ya da birleştirip test ettikten sonra tekrar ayırıp kutuya sığabilecek şekle getirirler. Bu durumda sizin bayiden teslim aldığınız motor aslında bir kutunun içinden çıkıp bayi personeli tarafından birleştirilen bir yapbozdur.
Bir çok markada gidon ve ona bağlı tüm manet ve aynalar ve hatta ön fren merkezi, ön tekerlek ve ona bağlı fren elemanları bazen arka tekerlek ve zincir ve hatta arka amortisör sonradan birleştirilen ve şaseye eklenen elemanlardır. Yani sizin bayiden aldığınız motosiklet fabrikadan sizin aldığınız şekilde çıkmaz.
Bu durumda bayi her ne kadar yetkili bayii olsa da sonuçta insan eli değen her eleman bizim açımızdan test edilmesi gereken veya en azından kontrol edilmesi gereken bir parçadır. Bu söylediğim yüksek ihtimalle bir çok yetkili bayii tarafından eleştiri alacak ancak şikayetvar.com üzerinde bulunan şikayetleri bir kere okurlarsa ne demek istediğimi anlarlar.
İlk kontrol edeceğimiz şey gidon ve aynalar, eğer gidon üstüne yüklenildiğinde hareket etmiyor ve sabitse montaj doğrudur. Aynalar ters turlu vida sistemi ile tutturulduğundan her zaman düzgün sıkılmak zorundalar, yoksa en ufak bir sarsıntıda bırakırlar ve dönmeye başlarlar. Alır almaz hemen aynaları bir deneyin, bakalım en ufak bir harekette bırakıyorlar mı ?
İkinci bakmamız gereken yer manetler, özellikle telli debriyaj kullanan motorlarda debriyaj telinin düzgün olarak monte edildiğinden emin olmamız gerek, yani debriyaj manetini çektiğimizde plakanın ayırdığını görmemiz lazım, ve maneti bıraktığımızda manetin geriye gelmesi gerek. Ön fren manetinde kontrol hem geriye gelme hemde görevini tam olarak yapıp yapmadığının kontrolü şeklinde. Her ikisini de kontrol etmek kolay, motoru orta sehpaya alıyoruz, kontağı açmadan ön tekeri çevirip ön freni sıkıyoruz eğer teker duruyorsa ve bıraktığımızda manet geri dönüyorsa montaj tamamdır. Motoru çalışmazken vitese alıyoruz, hala orta sehpadayız, debriyaj manetini çekip arka tekeri döndürüyoruz ve sonra maneti bırakıyoruz, manet yerine geliyor ve teker duruyorsa bu montaj da tamamdır. Bu arada bunu yaparak aynı zamanda zincir ve arka tekerin doğru durumda olduğunu da anlamış olduk.
Sonra kontrol etmemiz gereken telli gaz olan motorlarda gaz teli. Motor çalışmazken gaz kolunu sonuna kadar getirip bırakalım, eğer hemen geri dönüyorsa sorun yok, dönmüyor veya yavaş dönüyorsa servisin kontrolü şart.
Bir sonraki aşama sinyal ve diğer elektrik aksamın kontrolü. Kontağı açıp farları, ön ve arka sinyalleri, kornayı teker teker deneyelim, eğer yanmayan veya çalışmayan varsa servisin kontrol etmesi ve bu durumu düzeltmesi gerekli.
En son aklımıza gelen kontrol ise ön çatal ve arka amortisör. Bütün bu kontrollerden sonra gidona abanıp ön amortisorleri çöktürelim, arka yolcu kısmına oturup aynı şeyi arka amortisör içinde yapalım, eger amortisörlerden akan veya sızan bir sıvı varsa (damlama veya akıtma şeklinde) tahminen amortisör keçesinde sorun olabilir, servise baktırmamız ve düzeltilmiş şekilde teslim almamız şart.
Sıfır motosikletlerde genelde bu kontroller bayi tarafından yapılır ancak insan faktörü söz konusu ise bizimde kontrol etmemiz şart zira motoru teslim aldığımız andan itibaren bayi ile işimiz bitiyor ve ciddi bir sorunda bayi kullanıcı hatası derse geri döndürmemiz, hakem heyeti, tüketici hakları mahkemesi derken içinden çıkılmaz bir hal alabilir.

İkinci el motosiklet alınırken dikkat edilmesi gerekenler
Motosikletin fiziksel kontrollerinden önce geçmiş ve ruhsat kontrolü gerekli. İlk olarak geçmişe yönelik bakım kayıtları takip edilebilir ve belgelenebilir olmalı, yani geçmişte yapılması gereken bakımları yapıldı mı ve yetkili servis veya ustalığına güvenilecek bir yerde mi yapıldı, nasıl yapıldı hepsine bakmak gerek. Çin malı dahi olsa motosiklet eğer düzgün bakım görürse uzun yıllar sahibine hizmet edebilir, en yüksek kalitede bir motosiklet gereken bakımları zamanında görmezse kısa süre sonra daha büyük belki de tamiri mümkün olmayan sorunlarla karşımıza çıkabilir, özellikle elektronik aksam açısından zengin bazı markalarda bu oldukça önemlidir.

Bakım sadece fiziksel kontrolden öncesi için ilk aşama, sonra TRAMER kaydı ve muayene kayıtlarına bakmak şart. Bunun için 5664 numaralı telefona plaka numarasını SMS olarak göndermekle işe başlıyoruz, gelen cevapta aracın en son muayene tarihi ve kilometresi, ayrıca hasar yaşadıysa hasar kayıtları ve ayrıntıları mevcut. Eğer gelen muayene kilometresi aracın, üzerindeki kilometreden büyükse ve mantıklı bir açıklaması yoksa daha fazla kontrol etmeden hemen uzaklaşıyoruz çünkü muhtemel bir km sayacı düşürme dolandırıcılığının ortasındayız. Eğer km sayacında sorun yoksa veya servis tarafından değiştirilmediyse, mantıken araç muayeneye girdiği km den düşük olamaz. Daha sonra hasar durumuna bakıyoruz, sıfır hasar güzeldir ama her zaman doğru değildir, hasar varsa bile içeriğine bakmak lazım. Günümüzde plastik aksamlarda oluşan hasarları nedense çok yüksek meblalarla sigorta şirketlerine yansıtan tamirci veya servisler var, bu durumda motosikletini yaptıran kişi bu durumu satış sırasında öğreniyor ve yapacağı hiç bir şey olmuyor. O yüzden hasar raporunda gelen aksamlarda plastik parçalar, ayna, gidon topuzu, ayaklık, peg, sis farı gibi şeyler varsa bunlar motosikletin ana yapısına zarar geldiğini gösterecek etmenler değil, yani ben umursamazdım ama sizi bilemem.

TRAMER kaydı yok, bakım kayıtları elimizde, peki işimiz bitti mi ? Hayır, kontrollere devam. Motosikletin yapısal bölümünü oluşturan şase ve bağlı elemanları da gözden geçirmemiz gerek. Genelde bu noktada artık sadece bizim uzmanlığımız yeterli değil, ehil bir göz veya ustanın yardımına ihtiyacımız var. Şase boyalı ise şüphe uyandırıcı bir durumdur, zira genelde ağır kazalardan sonra çelik şaseli motorlarda çekme germe işlemleri uygulanıp şase düzeltilir, ancak hiç bir zaman eski haline gelmez. Şasenin boyalı olduğunu genelde ustalar bir bakışta anlarlar, ben hep civata bağlantı noktalarına bakarım, boyalı şaselerde sonradan atılan boya fabrika çıkışı kalitesinde olmadığından, motor ve diğer ekipmanlar monte edilirken civatalar boyayı sıyırır, eğer işçilikte kötüyse durum hemen kendini belli eder.

Eğer şase de boya yoksa doğru yoldayız, diğer büyük metal elemanlara bakmamız gerek artık, örnek benzin deposu. Benzin deposu boyanmışsa genelde sonradan takılan sticker tabir edilen marka veya model logosu son kat verniğin altında olmaz, yani elinizi üstünde gezdirdiğinizde hissedersiniz çıkıntıyı ve kağıdı (plastiği). Yeni Kawasaki Versys hariç (benim bildiğim) çoğu motosiklette bu bahsettiğim sticker denilen yapıştırmalar vernik katının altındadır, ve depo eğer hasar almamışsa boyanmayacağı için oldukça düzgün bir şekilde yerlerinde dururlar. Çoğu zaman boya yapan yerler ellerinde karışım kodunu ve yaşlandırmasını ayarlayacak makine olmadığından rengi tam tutturamazlar ve dikkatli bakıldığında başka yerleri ile ton farkı görülebilir. Deponun boyalı olması kaza emaresi değildir, ancak açıklama gerektirir, zira normalde hasar görecek bir kısım değildir. Bazı motosikletlerde benzin deposu selenin altındadır, o durumda bu yazdıklarımın geçerliliği yoktur.

Koruma demirlerinde boya olabilir, dururken yatırmalarda, park ederken veya başka durumlarda sürtme sonucu boyanma mümkündür, önemli olan koruma demirinin simetrik olması, yani darbe alıp şeklinin değişmiş olmaması ve üzerinde ciddi bir aşınma veya sanki eğelenmiş, törpülenmiş gibi bir yıpranma olmamasıdır, zira bu tür yıpranmalar sert düşüşe ve sürüklenmeye delalettir.

Düşüp sürüklenmiş motor alınmayacak diye bir durum yok, sadece ne tür olaylar yaşadığı bilinirse de alınabilir ama satıcı muhakkak açıklamalı, eğer açıklamıyorsa orada şüphe götürür bazı şeyler var demektir.

Ben bunları kontrol ettikten sonra ön ve arka amortisörlere geçiyorum, arka amortisörde genelde baktığım nokta yağ sızdırıp sızdırmadığı. Sızıntı genelde kendini amortisör etrafında kuruma ile ıslaklık arasında kalmış, renksiz bir sıvının bulaşması ve akması şeklinde kendini belli ediyor. Bu durum amortisör keçesinin artık işlevini görmediği anlamına geliyor. Bu kaza olduğu veya motorun çok büyük sorunu olduğu gibi bir durum değil sadece siz aldığınızda yaptırmanız gereken ve belki de amortisör ile alakalı daha büyük problemlerin habercisi olan bir durum. Bunu gördüğünüzde cebinizden para çıkacağını bilin. Ön amortisörler ise daha önemli. Eğer amortisör çatallarında alışılmışın dışında eğrilik, metallerde düzeltme emareleri varsa mümkün olduğunca o motoru almayın zira yüksek ihtimalle önden kazalı bir araç ile flörttesiniz. Bazı akıllı telefonlarda açı ölçer gibi uygulamalar var, bunlarla ön çatalı test edebilirsiniz. Amortisör yağı hakkında söylediklerim ön çatallar içinde geçerli.

Sondan bir önce bakacağım nokta ise gidon olur, eğer gidon ile alakalı bir yamukluk veya eğrilik varsa genelde bu durum pek hayra alamet değildir. Ağır bir düşme geçirmeden gidon yamulmaz. Sahibi açıklama yapmalı eğer gidon normal ölçülerde değil ise.

Son bakacağım nokta genelde elektrik tesisatı olur. Fabrika çıkışında genelde tesisat düzgün bantlar ile otomatik makinalarda veya işin ehli kişilerde üretim, montaj ve test aşamalarından geçer. Elektrik tesisatında göreceğiniz sonradan yapılmış her değişiklik soru işaretidir. Açıklaması muhakkak olmalı, örneğin arka fren ışığı veya ön gündüz farında yapılmış olan tadilat basitçe bir sis farı montajı veya led stop lambası montajından kaynaklanmış olabilir ama açıklamasız her tarafı blendajlı garip görünen kablolar başınıza olası problemler alabileceğinizin bir işareti de olabilir. Özellikle ağır elektronik içeren motorlarda kesinlikle dikkat edilmesi gereken bir durumdur.

Bu noktaların hepsine baktınız ve içiniz rahat, ustanız da olur verdi, el sıkıştınız, noterde paranızı verdiniz ve üzerinize geçti, artık motosiklet sahibisiniz, peki bitti mi ? Hayır, hiçbir yazılana güvenmemeniz gerek, size daha 100 km önce bakımdan çıktı diyebilirler ama eğer satılacaksa kimse tam bir bakım yaptırmaz, genelde zaten satacağım ucuza çıksın mantığıyla bir çok şey atlanır. Derhal fren sıvılarını değiştirip, yağ, yağ filtresi, hava filtresini kontrol ettirmeniz ve aldığınız kilometrede fabrika tarafından değişmesi öngörülmüş olan parçaların değiştiğinden emin olmanız gerek, yoksa yolda kalırsınız ve pişman olursunuz.

Bunların hepsini hallettikten sonra yine bitmiyor maalesef, motor yeni, siz eski, o size alışmaz, siz ona alışacaksınız… Kapalı alanda dar manevra çalışırsanız en kısa sürede beyincik yeni duruma adapte olacak ve eski maharetinizi kapacaksınız. Yok kendim çalışamam derseniz kapalı alan eğitimi veren kurumlar mevcut, onlardan bu eğitimi alabilirsiniz.

Yorum yazın...

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Wordpress Haber Teması Tasarım ve Programlama: Seçkin Talanöz