Dizelgate skandalı tiyatro mu? - Otomobil Haber

Site rengi

Tasarım

Geniş
Kutulu
Otomobil Haber

Dizelgate skandalı tiyatro mu?

Dizel motorlu otomobiller hakkında ABD’de çıkan skandal ve dizel motorun geleceği hakkında yapılan kafa karıştırıcı yorumları Otomobilin Mesut Abisi’ne sorduk. Daha önce kimsenin aklına gelmeyen önemli açıklamalarda bulundu

Dizelgate skandalı tiyatro mu?

Dizelgate skandalı tiyatro mu?

Volkswagen’in ABD’de yakalandığı ve medyanın dizelgate skandalı olarak nitelendirdiği  dizel motorlardaki emisyon hilesi, tüm dünyada büyük yankı uyandırdı. Dizel otomobillerin geleceğini tartışılır hale getiren skandal sonrasında birçok Avrupa ülkesinden ardı ardına açıklamalar geldi. Siyasetçiler dizel motorlu araçlara yasak getireceklerini ifade ederken, otomotiv üreticileri de gelecek planlarında dizel motorun yer almayacağına yönelik açıklamalar yapıyor. Türkiye’de ise bu konuda sessiz bir bekleyiş hâkim…

Son dönemde kafalarda birçok soru işareti doğuran dizel otomobiller konusunu işin uzmanına, Otomobilin Mesut Abisi’ne sorduk. Otomotiv sektörünün önemli isimlerinden gazeteci Mesut Bıyık konuyla ilgili kimsenin aklına gelmeyen çarpıcı yorumlarda bulundu.

. Bildiğiniz üzere son dönemde dizel otomobiller hakkında bilgi kirliliği sürüp gidiyor. Buradaki amaç nedir? Yani dizel araçların suçu nedir? Bunun altında ne yatıyor?

Dizel kirliliği dediğimiz şey aslına bakılırsa dizelin kendi kirliliğinden geliyor.  Çevreyi kirletmesi ve insan sağlığını tehdit etmesinin ötesinde ses, gürültü kirliliği vs. gibi pek çok açıdan kirlilik yarattığı bir gerçek. Ama senin neyi kastettiğini tahmin ediyorum.

VW’nin Amerika’da karıştığı dizelgate skandalından sonra Avrupa’da çeşitli ülkelerde, şehirlerde belediye başkanlarının, siyasetçilerin dizeli yasaklama yönündeki açıklamaları vs. tüm bunlar bir dedikodu furyasına dönüştü. Ortalıkta biraz da kafaları karıştıran bir şey var.

Mesela; geçenlerde bir takipçimiz bana soruyor: “Mesut Abi, ben dizel motorlu bir otomobil almak istiyorum. Acaba başıma iş olur mu?”

Bu açıklamalar niye yapılıyor, dizelgate skandalı neden çıktı, ona geçmeden önce şunu söylemek isterim; otomobillerde dizel motor aktif olarak kullanılmaya başladığından itibaren yaklaşık 20-25 yıl geçti. O yıllarda yayınlamış olduğum dergide ‘Dizelin otomobillerde çok fazla geleceği yok’ diye yazmıştım. Görünen o ki haklı çıkacağım.

Aslına bakılırsa dizel, motor olarak avantajları yüksek bir teknoloji. Senin de bildiğin gibi; hem yüksek tork hem de bizim en çok sevdiğimiz yanı olan yakıt tasarrufu dizelin iki büyük avantajı. Zaten çok fazla tercih edilmesi de bu yüzden. Özellikle de ticari araçlarda, ağır ticari araçlarda vazgeçilmez bir şey.

Dizel motor, gelişmeye çok müsait değil

Benim o yıllarda ‘dizel motorların otomobillerde geleceği yok’ dememin sebebi şu: Bir kere dizel motorlar, teknolojik olarak geliştirmeye çok müsait değil. Veya geliştirmeye yönelik yapılacak çalışmaların maliyeti çok yüksek. Sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da yaklaşık 20 yıldır dizel motorlu araçlar yoğun olarak satılıyor. Tam tarihi şimdi hatırlayamadım, ama bildiğin üzere otomobiller Common Rail teknolojisiyle birlikte tam olarak dizele geçti. Common rail teknolojisinden bu yana dizelin üstüne neredeyse hiçbir şey konulamadı. Yani 20 yılda diğer motor teknolojilerinde bir sürü gelişme oldu ama dizel motor olduğu yerde kaldı. Dizel motorun icadından sonra turbo ve intercooler eklendi, bir de common rail teknolojisi, yani ortak hatlı direkt püskürtmeli sistem geldi. Ufak tefek gelişmeleri saymazsak 100 yılda, ciddi anlamda gelişme bu kadar. Aslına bakılırsa o haberlerin arkasında yatan gerçek de muhtemelen bu.

. ABD’de başlayan dizelgate skandalı, VW’nin başına gelenler… Bunların nedeni nedir? İşin içinde siyaset de mi var diyorsun?

Benim o konuda iki farklı teorim var, biri değilse mutlaka diğeri diyorum. Bir tanesi, evet bu bir oyun olabilir. Yani VW’nin de işin içine karıştığı oyun olması muhtemel.. VW, bu dizelden kurtulma sürecini kendince böyle bir tiyatroya dönüştürmüş olabilir. Bu skandal, bildiğimiz kadarıyla VW’ye çok ağır maliyetler getirdi gibi görünüyor. Ortada büyük rakamlar dolaşıyor, ama ödenmiş bir maliyet yok sanki. Henüz kime ne ödendiği belli değil. Dolayısıyla bir şüphem, bu işin oyun olabileceği yönünde.

Bu dizel motorları Avrupalı üreticiler başlarına kendileri bela etti, şimdi kurtulmanın çaresini arıyorlar. Pazarın yarısının dizel olduğu bir ortamda tüketicileri bir çırpıda dizelin kötü olduğuna ikna etmek kolay değil tabii. Adama sorarlar; ‘siz değil miydiniz, dizel alın, bu daha iyi diyen.’

Dizelle Asyalı, Amerikalı rakiplerini Avrupa piyasasında yok etmek istediler. Kısmen başarılı da oldular. Bir dönem Avrupa’da fırtına gibi esen Japonların rüzgarı söndü. Ama Avrupalılar bu yükün altından kalkamaz hale geldiler. Gelişimin önü tıkandı. Hibrit ve elektrikli otomobillere bir türlü geçilmemesinin sebebi de bu dizeller. Çünkü vatandaş dizel motor varken daha az yaktığı iddia edilen hibrite geçme gereği duymuyor. ‘Hiçbir zaman dizel motor kullanmayacağız’ diyen Porsche bile ancak dizel sonrası araç satabilir hale geldi.

Aslına bakılırsa dizel motordan, siyasilerden ziyade, otomobil üreticileri kurtulmak istiyor. Ama düşünün, dizel motor tercihi, Türkiye’de yüzde 60’larda, Avrupa’da 45-50’lere varmış durumda. Onlar da doğal olarak, birden bire “Biz artık dizel motor üretmiyoruz arkadaş” diyemiyor.

VW 120 bin, Toyota 2 milyon üretim yapıyor!

İkinci teoriye gelirsek; ABD’deki dizelgate skandalı için bu daha güçlü bir ihtimal gibi geliyor bana.

Son seçimden önce Donald Trumph ne dedi? “İthalin önünü keseceğim. ABD’de üretilmeyen mallara çok yüksek vergiler koyacağım. Ya gelin burada üretim yapın ya da ciddi vergilerle önünüze bariyer koyacağım.”

Otomotiv sektöründe ABD’de çok ciddi yatırımları olan Japon markalar var. Bunların başında da Toyota geliyor. Toyota üretim ve satış açısından dünyada bir numara. Peki, Volkswagen bu skandaldan önce ne durumdaydı? Sektörde başa güreşiyordu. Toyota’dan bir seneliğine de olsa liderliği bile aldı. İşte dizel skandalı VW liderliğinin ortaya çıkmasının ardından geldi. Bunu nasıl yorumlamamız gerekir?

Toyota’nın ABD’de tam 9 fabrikası var, çok ciddi bir yatırım. Neredeyse kendi ülkesi Japonya kadar yatırım yapmış durumda ABD’ye. İki tane de Kanada’da var. Kanada’yı da ben Amerika gibi görüyorum. Yani orası 51. Eyaleti gibi aslında. Hadi Kanada’yı çıkalım. Toyota, ABD‘de yılda 2 milyon araç üretiyor. Yani bizim Türkiye’nin toplam pazarının iki katı. Amerika’da her yıl 15-16 milyon araç satılıyor. Ve bunun 2 milyonunu Toyota üretiyor.

Peki, Volkswagen’in nesi var? Tek bir fabrikası. O da ayıp savmak, pazarda tutunabilmek için ya da ABD hükümetiyle karşı karşıya gelmemek için kurduğu bir fabrika. Peki, ne kadar üretim yapıyor? 150 bin kapasitesi var ama o kadar bile üretmiyor. 100-120 bin civarında. Türkiye’de TOFAŞ’ın kapasitesi 400 binden fazla. Renault’nun kapasitesi 380 bin civarında.

Yılda 120 bin adet üretim yapan VW, 1 milyondan fazla araç satmayı hedeflerse ABD hükümeti buna dur demez mi? Az önce Trumph’ın konuya yaklaşımını anlattık. Ülkeye bir milyona yakın ithal araç sokulmasını ABD kolay kolay kabul edebilir mi? Etmez. Yani bu skandalın arkasında en çok da bunu aramak lazım.

VW’ye bir darbe de Türkiye vurdu!

Türkiye’de 2016 Kasım ayında ÖTV düzenlemesi yapıldı. İzlediysen ben o günlerde bir videoda açıklama yaptım. Şunu söyledim: “Bu ÖTV düzenlemesi Türkiye’ye tek kuruş yatırım yapmaya yanaşmayan VW’i frenlemek için yapıldı. 2017’nin sonunda göreceğiz, kaç yıldır pazar lideri olan VW, bu yılın sonunda liderliği kaybedecek” dedim.  Şu anda 8. aydayız. Lider kim? Renault. ABD ile kıyasladığınızda çok zayıf bir yöntem olsa da bu ÖTV düzenlemesi VW’nin önünü kesmek için yapıldı.

Aslında daha beteri yapılması gerekir Volkswagen’e. Çünkü VW’nin kapısına Türkiye’den o kadar çok siyasetçi, bürokrat gitti ki, Sanayi Bakanlığı’nın Türkiye’ye yatırım yapın diye Almanya’yı yol ettiğini çok iyi biliyorum. Bütün süreci çok yakın takip ettim. Ama VW, inatla 1 kuruşluk yatırım yapmadı Türkiye’ye. Çorlu’da bir tane kablo fabrikası vardı, onu bile sattı. Yani daha fazlası müstehak.

“Volkswagen’in Türkiye’de tek kuruşluk yatırımı yok diyorsun ama MAN, VW Grubu’nun değil mi? MAN’ın Ankara’da fabrikası var” diyecek olanlar çıkacaktır. Onlara hemen şunu söyleyeyim: MAN’ın fabrika yatırımını VW yapmadı, markayı satın aldığında Ankara’daki fabrikayı kucağında buldu. MAN’ın Türkiye yatırımı ta 1966’da başladı. O tarihte VW’nin MAN’ı satın almasını bırak, hayal bile etmesi imkansızdı.

Toyota’nın, ABD’de olduğu gibi Türkiye’de de fabrikası, yatırımı var. Ciddi bir yatırım üstelik. Türkiye’de ilk hibrit ve crossover araç üreten fabrika oldu burası. Renault, Fiat, Ford, Hyundai, Honda önemli yatırım yaptılar Türkiye’ye.

Peki, Toyota, Hyundai, Honda Türkiye’de ne kadar satış yapıyor. VW ile kıyaslandığında hepsi de çok geride. Peki bu hak mı?

Bir distrübütörle pazar lideri. Böyle şey olmaz!

Yani şunu demek istiyorum: Amerikan devleti VW’ye “Sen böyle bir hile yapmışsın, biz bu hileyi kabul etmiyoruz” dedi de mi yaptı? Hayır değil, tamamen siyasi bir karardı o. Bence de doğru bir karardı. Türkiye’de gerekirse böyle şeyler yapmalı. Türkiye’nin cari açığını ciddi şekilde olumsuz etkileyen bir marka ve Türkiye’de bir kuruşluk yatırımı yok. VW, onca araç satıyor, yapılan yatırımı da yine Türkiyeli bayilere yaptırıyor. Bir distribütörle Türkiye’nin en çok satan markası haline geliyorsunuz. Böyle şey olmaz.

. Üstelik VW’nin distribütörünün reklama yönelik harcamalarda iyice kısıtlamaya gittiğine dair duyumlar alıyoruz. Buna ne diyorsunuz?

O bölümünü açıkçası bilmiyorum. Anlaşılan şu ki; sadece 150 bin kapasiteli bir yatırımla ABD pazarını ele geçirmeye çalışan bir VW vardı. Aynı zamanda Türkiye’de bir kuruşluk yatırımı yok, ama pazarı ele geçirmiş durumdaydı.İşte ABD, ABD’liğini yaptı. Severiz, sevmeyiz, Ben bitim kadar sevmem, ama süper güç böyle olunuyor, vurduğun yerden ses çıkması lazım.

Oynanan bir tiyatro var!

. Peki Avrupa’da gelişmiş ülkelerin hemen tamamında dizel araçların yasaklanma fikirleri, görüşleri var. Buna ne diyorsunuz? Sadece çevre kirliliği mi, yoksa başka bir şey mi var?

Başta söylediğim iki şık vardı. ABD’deki dizelgate skandalı belki ikinci şık ama Avrupa’da olan tam anlamıyla birinci şık, yani ortada oynanan bir oyun, bir tiyatro var diye düşünüyorum. Bizi de figüran olarak kullanıyorlar sanki. Aslına bakılırsa bu otomotiv üreticileri sadece bizi değil, siyasileri de figüran olarak kullanıyor. Yani ortada artık üstesinden gelinemeyen, baş edilemeyen dizel hadisesi var. Dizel almış başını gidiyor. Pazarın yarısını, hatta Türkiye gibi ülkelerde yarısından da fazlasını ele geçirmiş durumda. Ama hem maliyeti yüksek üreticiler için, hem gelişmenin önünü tıkıyor.

Tüketiciyi dizelden vazgeçirmeye çalışıyorlar!

Üreticiler az önce de söylediğim gibi, siyasileri, belediye başkanlarını vs. onları da işin içine katıp, onlara da rol verip, bir tür oyun oynuyor. Bu dizel belasından kurtulmak istiyorlar. Ama doğrudan tüketiciye “Kardeşim biz dizel üretmekten vazgeçiyoruz. Kusura bakmayın, maliyetler  çok yüksek, gelişmenin önünü kesiyor, biz artık dizel üretmeyeceğiz” diyemiyorlar. Çünkü pazarın yarısı dizel. Bu yüzden, böyle bir oyunla tüketiciyi yıldırarak, gözünü korkutarak, endişeye kaptırarak dizelden vazgeçmesini sağlamaya çalışıyorlar.

Bakıyorsunuz, kimi şehirlerin yöneticileri diyor ki; “şehrimizde dizel motorlu araçları bilmem kaç sene sonra dolaşmasını engelleyeceğiz.” Böyle bir şey olamaz. Çünkü ticari araçlar dizel motordan çok uzun süre daha vazgeçemez. Ortalıkta aslında bir yasaklama yok, yasaklama gelecek diye ilan edilmesi de tamamen oyun. Bu söylemler, gerçeklerle, hayatla örtüşmeyen bir şey. Belli kriterlerle, kısıtlamalar vs. getirilebilir mi? Evet, getirilebilir. Daha önceden katalitik konvertör gibi bir şey de yoktu. Çevre kirliliğini engellemek için otomobillerde katalitik konvertör kullanımı zorunlu hale getirildi. Buna benzer zorlamalar yapılabilir. Ama “dizel motoru tamamen devre dışı bırakacağız” ya da “şehre girmesini yasaklayacağız”, “üretimini yasaklayacağız” ifadeleri tüketicileri dizelden soğutma çabaları. Bu bir taktik.

. Peki, Türkiye’de dizel otomobillerin yakın vadede yasaklanmasını öngörmüyor musunuz?

Türkiye’de bu ihtimal çok daha zayıf. Ne Avrupa’da, ne Türkiye’de yakın zamanda dizellerin yasaklanması diye bir şey söz konusu. Ama belli kısıtlamalar getirilebilir. Bu tamamen yasaklama değil. Mesela, kamyonlarda dizel motor dışında nasıl bir motor kullanılacak? Bu anlamda ne gibi bir geliştirme çabası var? Yok böyle bir şey. Otobüslerde belki elektrikli motor kullanıyorlar ama siz kamyonla bilmem kaç bin kilometre yol alacaksınız. Bir kamyonun menziline dayanabilecek pil var mı?Bu yüzden “dizel motoru yasaklayacağız” açıklamaları safsata. 5-10 yılda tüm kamyon, kamyonetleri, panelvanları, dağıtım araçlarını kim, nasıl elektrikli yapacak, hangi pille yapacak? Mümkün değil. Bunlar ham hayal. Dünyadaki tüm araçları elektrikli yapmaya da imkan yok zaten. Çünkü buna yetecek lityum madeni yok. Önce lityum dışında, rezervi yüksek olan bir pil teknolojisi geliştirilmesi gerekiyor.

Dediğim gibi; otomobillerden dizel motoru çıkarmak istiyorlar. Bunun için de taktik geliştirmişler. Bir oyun. Birlikte oynadıkları bir oyun. Ama maalesef bizi de figüran olarak kullanmaya çalışıyorlar. Hatta biliyorsun, Volvo dizel motoru artık üretmeyeceğini ilan etti bile. Yani aslına bakarsan, ortada bir yasaklama olmamasına rağmen üreticiler dizel motordan vazgeçiyorum demeye başladı. Bu da bir taktik olduğunu ele veriyor.

Türkiye’de dizeli yasaklayamazsınız!

Türkiye’de de dediğim gibi; yakın zamanda böyle bir şey imkânsız. Türkiye biliyorsun, otomobilden daha ziyade ticari araç üreten bir ülke. Üstelik de dünyanın ticari araç üretim merkezlerinden biri. Ford’un devasa üç fabrikası var. İkisi Kocaeli, biri Eskişehir İnönü’de. Üç fabrika da sadece dizel motorlu araçlar üretip dünyaya satıyor. Yine aynı şekilde TOFAŞ’ı TOFAŞ yapan en büyük kalem, ürettiği hafif ticari araçlar. Mercedes‘in iki fabrikası, MAN, Karsan, Temsa, Otokar hepsi de dizel araç üretilen fabrikalar. Dizeli buradan çıkardığınızda ne üretecek Türkiye? Yani imkânsız. Yakın zamanda mümkün görünmüyor.

Öte yandan, Türkiye’de dizeli çıkarsanız, otomobilin yarısından fazlası çıkıyor. “Dizeli şehirlere sokmayacağım” demek için, Türkiye’de araçların yarısından fazlasını çöpe atmanız gerekiyor. Bu mümkün mü?

Levent Çezik / İstanbul

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ